The Jerusalem Post  TC Sınırındaki “IŞİD Cennetini” Yazdı

İsrail gazetesi The Jerusalem Post yazarı Seth J. Frantzman, cihatçı terör çetesi IŞİD liderlerinin TC sınırına yakın bölgelerde öldürülmesini yazdı. IŞİD’in bir önceki “halifesi” Ebu Bekir el Bağdadi’nin 27 Ekim 2019’da TC sınırına 4 kilometre mesafedeki İdlip’in Barişa köyünde öldürülmesinin ardından, “yeni halife” Ebu İbrahim el Haşimi el Kureyşi de geçtiğimiz hafta, yine TC sınırına yakın ve TSK’nin cihatçılara karşı “güvence verdiği” İdlip vilayeti sınırları içindeki Atme’de öldürülmüştü. Seth J. Frantzman, el Kureyşi’nin TC sınırında öldürülmesini ele aldığı yazısında, “Sınır yakınında bir IŞİD cenneti bulunduğunu gösteriyor” yorumunu yaptı.

Yeni Özgür Politika tarafından çevirisi yapılan ve Mezopotamya Ajansı’nın aktardığı yazıda Frantzman, “İlk IŞİD lideri Ebu Bekir el-Bağdadi, önemli ve stratejik sınır kasabası Reyhanlı’ya yaklaşık dört kilometre mesafede Barişa’da bir eve Ekim 2019’da düzenlenen baskında öldürüldü. Halefi Haşimi El Kureyşi, bu hafta Reyhanlı’ya dört kilometre mesafedeki Atme’de düzenlenen baskında öldürüldü. IŞİD liderlerinin aileleriyle birlikte yaşadığı iki güvenli yerin Türkiye sınırına yakınlığı ve Bab el-Hawa sınır kapısı, IŞİD’in Türkiye sınırına yakın güvenli bir sığınağı olduğunu gösteriyor. Yıllardır Suriye’deki aşırılık yanlılarını destekleyen ve binlerce IŞİD yanlısının 2014 yılında Türkiye üzerinden Suriye’ye geçmesine olanak tanıyan Türkiye’nin, kendi sınırına bu kadar yakın yaşayan iki IŞİD liderinin farkında olmaması makul görünemez. Ayrıca IŞİD, Türkiye’yi kendisine karşı bir tehdit olarak hissediyor gibi de görünmüyor, zira liderliğini Türkiye’ye bu kadar yakın barındırabiliyor.” ifadelerini kulandı.

IŞİD liderlerinin öldürüldüğü İdlip’te El Kaide kökenli Heyet Tahrir eş Şam (HTŞ) varlığına dikkat çeken Frantzman, “Haberler, HTŞ’nin yol barikatları kurduğunu ve ABD ile çatıştığını gösteriyor. Ancak HTŞ, ABD’nin terörist gruplar listesinden çıkarılmak için de uğraşıyor. HTŞ, El-Kaide’nin Suriye versiyonu olmasına karşın Trump döneminin sonunda kendisini Suriye rejimi ve İran’a karşı olası bir yatırım olarak ABD yetkililerine satmaya çalıştı. ABD medyasında, aşırılık yanlısı bu grubu parlatan ve Taliban’ın Batı’daki halkla ilişkiler ekiplerini yapmaya zorladığına benzer şekilde, suçlarını insancıllaştırmaya ve aklamaya çalışan portreler yayınlandı. Öte yandan ABD baskında kimi zorluklarla da karşılaşmış. Ev üç katlıymış. Bir katında IŞİD lideri, diğer bir katında ise üst düzey bir IŞİD komutanı kalıyormuş. Ama zemin katta yaşayan ailenin üst katta yaşayan terörist komşularından haberi yokmuş. IŞİD lideri, görünüşe göre kendini havaya uçurarak öldü”  şeklindeki yorum ve bilgilere yer verdi.

Frantzman’ın yazısının devamı şöyle: “Alexander McKeever tarafından hazırlanan önemli bir rapor, hem Atme hakkında hem de baskın hakkında ertesi gün detaylı bilgiler verdi. Substack’teki web sitesinde yer alan bir harita, kasabanın yakınında ülke içinde yerinden edilmişler için büyük bir kamp olduğunu ve İdlip’de TSK karakolu ve kentte bir HTŞ kontrol noktası olduğunu belirtiyor. Türkiye son yıllarda İdlip’de çok sayıda karakol kurdu ve gelen haberler, TSK unsurlarının bölgenin bir kısmını kontrol ettiğini ve hatta zaman zaman onlara HTŞ üyelerinin eşlik ettiğini gösteriyor. Türkiye medyasında 2018’de çıkan bir makalede, TSK konvoylarına HTŞ tarafından eşlik edildiği söyleniyor. Hürriyet gazetesinin 2018 tarihli haberinde, ‘Devlet Su İşleri Genel Müdürlüğü (DSİ) çalışanı Yasin Tanboğa’nın, çatışmasızlık bölgesinde bir gözlem noktası kurmak üzere Suriye’nin el-Ais kasabasına doğru ilerlediği esnada bir TSK konvoyuna karşı düzenlenen bir saldırıda öldürüldüğü’ belirtiliyor. Haberde dikkatimi çeken şey, el-Ais’e doğru ilerlerken, ‘HTŞ’nin güvenlik nedenleriyle TSK konvoyuna eşlik ettiği’ ayrıntısı. Daha sonra sosyal medyada gösterilen görüntüler, TSK konvoyuna eşlik eden araçların HTŞ’ye ait olduğunu gösteren öğeler içeriyordu… Türk Silahlı Kuvvetleri’ne ait tanklar da dahil olmak üzere askeri araçlardan oluşan bir TSK konvoyu HTŞ eşliğinde İdlip’e gidiyorsa bu ne anlama geliyor? IŞİD liderlerinin Türkiye’ye yakın konumuyla ilgili soru, ABD’li yetkililerin ve NATO’nun cevaplamak istemediği bir soru, çünkü Türkiye’nin Suriye’de kontrol ettiği alanlarda bu kadar çok aşırılık yanlısının yaşamasına neden olanak sağladığı sorusunu gündeme getiriyor. ‘Dünyanın en çok aranan iki adamı nasıl oldu da Türkiye’nin hemen kenarında yaşayabildi? Küçük bir kasabanın eteklerinde tenha bir yerleşke içinde yaşamayı seçen El Bağdadi’nin aksine, El-Kureyşi belki de Suriye’nin kuzeybatısındaki en yoğun nüfuslu bölgede bir bina seçti. Buna ek olarak, üçüncü kattaki dairesi HTŞ kontrol noktasından 500 metre, sınırın karşısındaki TC Jandarma karakoluna 2,15 kilometre ve Suriye’deki en yakın TSK askeri üssüne yaklaşık 5 kilometre mesafede yer alıyordu.

Baskının zamanlaması da sorulara yol açıyor. ABD’nin Ekim 2019’da Bağdadi’yi öldürdüğü baskın, ABD’nin, Türkiye ve aşırılık yanlılarının ABD destekli Suriye Demokratik Güçleri’ne saldırdığı ve Suriye’nin bir kısmını işgal ettiği bir TSK harekatına yeşil ışık yakması sonrasında geldi. Bu, Ankara ile çok yakın olan Trump yönetimi sırasında gerçekleşti. Yönetim, TC işgaline ve Kürtlerin Suriye’nin bir kısmından etnik olarak temizlenmesine onay verdi. Bu durum, 2018’de Afrîn’de bir başka işgalin ardından yaşanıyordu. Afrîn İdlip’in yakınlarındaki Afrîn sınırı, Atme’ye de komşu. Bu, IŞİD’in sadece Türkiye’nin İdlip’deki rolünden ve eski ABD yönetiminde kendine ortak bulmaya çalışan HTŞ’nin varlığından değil, aynı zamanda 2018’de Afrîn’in etnik olarak Kürtlerden temizlenmesinden de faydalandığı anlamına gelmektedir. TC işgali, Suriyeli isyancılara ve Ahrar el-Şarquiya gibi aşırılık yanlısı gruplara destek vererek 160.000 Kürt’ü Afrîn’den kaçmaya zorladı. Ardından ABD’nin Türkiye’ye ABD güçlerinin SDG ile birlikte IŞİD’e karşı savaştığı doğu Suriye’yi işgal izni verdiği Ekim 2019 geldi. İşgal, Rusya’nın bir zamanlar ABD kuvvetlerinin bulunduğu bölgelere taşınmasına yol açtı. 2021 yılında Türkiye, Suriye Demokratik Güçleri’ne saldırmak için Suriye’nin bir kısmını işgal etmekle tehdit etti. Türkiye, IŞİD ile savaşan SDG gibi grupları bombalama eğiliminde. Bu, IŞİD’in Suriye’nin bazı bölgelerinde gelişmeye devam etmesini sağladı.