Filistin Archives - Barikat Haber https://barikathaber.org/tag/filistin/ Barikat sokağı kapatır ama yolu açar. Fri, 20 Oct 2023 12:51:05 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://barikathaber.org/wp-content/uploads/2021/12/cropped-barikat-32x32.jpeg Filistin Archives - Barikat Haber https://barikathaber.org/tag/filistin/ 32 32 İşgale Karşı Ön Cepheden Sesler: Filistinli Anarşistlerle Söyleşi https://barikathaber.org/2023/10/isgale-karsi-on-cepheden-sesler-filistinli-anarsistlerle-soylesi/ Fri, 20 Oct 2023 10:15:24 +0000 https://barikathaber.org/?p=63777 Black Rose / Rosa Negra (BRRN) – International Relations Committee (IRC) / Kara Gül – Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin Filistin’deki anarşist örgüt FAUDA ile gerçekleştirdiği röportajın çevirisini sizlerle paylaşıyoruz. İsrail’in 75 yıldır süren Filistin işgalinin bu yeni ve daha da dehşet verici aşamasında, etnik temizliğe karşı mücadele eden Filistinlilere alan açmak önemlidir. Black Rose / Rosa...

The post İşgale Karşı Ön Cepheden Sesler: Filistinli Anarşistlerle Söyleşi appeared first on Barikat Haber.

]]>
Black Rose / Rosa Negra (BRRN) – International Relations Committee (IRC) / Kara Gül – Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin Filistin’deki anarşist örgüt FAUDA ile gerçekleştirdiği röportajın çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

İsrail’in 75 yıldır süren Filistin işgalinin bu yeni ve daha da dehşet verici aşamasında, etnik temizliğe karşı mücadele eden Filistinlilere alan açmak önemlidir.

Black Rose / Rosa Negra (BRRN / Kara Gül) olarak, kendisini Filistinli anarşist bir örgüt olarak tanımlayan ve Batı Şeria merkezli küçük bir grup olan Fauda’ya ulaşarak sürmekte olan mücadeleye dair görüşlerini aldık. Fauda bizim yeni tanıdığımız bir grup; röportajda ve kamuya açık kanallarında bulunabileceklerin dışında haklarında bilgi sahibi değiliz.
Fauda’nın siyaseti, stratejisi ve faaliyetleri hakkındaki sınırlı bilgimiz nedeniyle, bu röportajı yayınlamak onları tam olarak onaylamak anlamına gelmiyor. Ancak bu röportajın ABD’deki devrimciler ile Filistin’deki militan gençler arasında daha fazla bağlantı kurulmasına, birbirleri hakkında daha fazla bilgi edinmelerine ve birbirlerini anlamalarına vesile olmasını umuyoruz.

Politikalarımızdaki benzerlikler ya da farklılıklar ne olursa olsun, ABD destekli etnik temizliğin şiddetine doğrudan direnen militanların perspektiflerini dinlememiz gerektiğine inanıyoruz. Bu kısa röportajın, emperyalizm ve yerleşimci-sömürgeciliğin altını oymaya odaklanan çalışmaları güçlendirmemize katkıda bulunmasını umuyoruz.

Çeviride netlik sağlamak amacıyla yapılan düzenlemeler dışında, röportajın içeriğini değiştirmeden paylaşıyoruz. Filistinli ve Arapça konuşan dostlarımıza bu röportajın gerçekleştirilmesi ve İngilizce’ye çevrilmesi konusundaki dayanışmaları için teşekkür ederiz. Ayrıca, aşırı belirsizlik ve şiddet ortamında bile sorularımızı düşünceli bir şekilde cevaplayan Fauda temsilcisine özellikle teşekkür ederiz.

BRRN: Bize grubunuzdan bahsedebilir misiniz? Faaliyetleriniz nelerdir ve Fauda’yı FDHKC, FHKC, Hamas, El Fetih vb. gibi diğer Filistinli siyasi gruplardan ayıran nedir?

Grubumuz “Filistin Fauda Hareketi” olarak biliniyor. Filistin’in hem içinden hem dışından genç aktivist ve akademisyenlerden oluşuyor.

Amacımız çeşitli siyasi ve entelektüel fikir ya da eğilimlere sahip tüm güçleri bir araya getirmek; onları Filistin’deki haksız işgale ve ırkçı Siyonist düşünceye karşı mücadeleye odaklayabilmektir. Bu nedenle hem Yahudi inancından bazı gençlerle, bazı din değiştirenlerle, bazı Müslümanlarla, hem Hıristiyanlarla ve diğer gruplarla iyi ilişkilerimiz var.

Buradaki fikir, birçok Filistinlinin, Siyonist işgalin ırkçı ve adaletsiz eylemlerine karşı çıktıkları, ancak etrafında birleşebilecekleri tek bir hareket bulamadıklarıdır. Bu nedenle ırkçılıkla ve Siyonist apartheid rejimiyle mücadeleye odaklanmak yerine sık sık birbirlerine girdiklerini görüyoruz.

Burada, Filistinlilerin apartheid rejimiyle mücadele etmek için tüm imkân ve kabiliyetlerini birleştirmek amacıyla çeşitli taraflar arasında arabuluculuk rolü oynuyoruz.

Eğitim birimi Filistinli gençlere mücadele yöntemlerini ve anarşist düşünceyi anlatmak da dahil olmak üzere çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyor. Yürütme birimi bazıları barışçıl bazıları da kara blok tarzında olmak üzere çeşitli eylem ve etkinlikleri koordine ediyor. Haber birimi Filistin ve Filistin halkı ile İsrail ordusu ve güvenlik güçlerinin yaptıklarına dair haberleri ve ilgili olan her şeyi paylaşıyor: Bireysel ve toplumsal özgürlüklerin ortadan kaldırılması, Filistinlilerin evlerinin yıkılması, çocukların öldürülmesi, Filistin halkına yönelik katliamlar, soykırım vb… Medya birimi Filistin tarihi, Filistin-İsrail çatışmasının tarihi ve yeni neslin geçmişine kıyasla karşılaşabileceği düşünsel farklılıklar hakkında önemli bilgilerin yayılması için çalışıyor. Çünkü burada gerçekleri çarpıtan ve onları İsrail lehine çeviren zorlu bir medya savaşıyla karşı karşıyayız. Bildiğiniz gibi İsrail’in tarihi gerçekleri çarpıtmak ve hem geçmişe hem şu anda burada yaşananlara ilişkin yanlış anlatısını yaymak için günün her saati Arapça yayın yapan kanalları var.

Filistin Fauda Hareketi’ni bu şekilde kısaca özetleyebiliriz.

BRRN: ABD’deki yoldaşların şu anda Filistin’deki durum hakkında hangi gelişmelerden haberdar olmalarını istersiniz?

Bu soruyla ilgili olarak, sadece ABD’deki değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm kardeşlerimize, küresel medya imparatorluğunun onlara söylediklerine asla güvenmemeleri gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Haberleri nasıl çarpıttıklarını, küresel sömürgecilik ve Siyonist işgal lehine çevirdiklerini her zaman görüyoruz.

Burada, Filistin’de eziyet çekiyoruz. Yaşamak için gerekli asgari koşullardan mahrum bırakılmanın eziyetini çekiyoruz. Bilmenizi isterim ki İsrail ordusunun sokakta yürüyen Filistinli genç bir kadın ya da erkeği tutuklamadığı -sizi temin ederim ki gerçekten- tek bir gün bile yok.

Batı Şeria’da yıllardır neredeyse her gün elektrik ve su kesintileri yaşanıyor. İsrail ordusu yıllardır bazı Filistin bölgelerini ele geçirmek ve buralarda yeni yerleşimler inşa etmek için insanları zorla yerlerinden ediyor. Geçmişte ordu bu bölgeleri boşaltmak ve Filistinlileri topraklarından etmek için tüm zorlayıcı ve şiddet içeren yöntemleri uygularken, son zamanlarda aynı hedefler için, yani zorla yerinden etmek için daha ılımlı bir politika uyguladıklarını görüyorduk. Bu ılımlı dediğimiz politika, uzun süreli elektrik ve su kesintileri, çöplerin toplanmaması ve böylece bölgenin pis kokması, yakın bölgelere kapsamlı askeri operasyonlar düzenlenmesiyle bölgedeki Filistinli nüfusa zarar verilmesi ve Siyonist işgalcilerin gerçekleştirdiği diğer insanlık dışı eylemlerden oluşuyordu. Bu, yıl boyunca Filistin’de, özellikle de Batı Şeria’da yaşananların çok ufak ve basit bir kısmıdır.

Şu anda, bu şiddetli savaşın ortasında, İsrail güvenlik güçleri Batı Şeria’da çatışmaların patlak vermesinden korktukları için çok sayıda sivili herhangi bir suçlama olmaksızın tutukladı. Ailenizle birlikte evde otururken aniden İsrail askerlerinin içeri daldığını, size ve ailenize silah doğrulttuğunu, herhangi bir suç işlemediğiniz halde sizi tutukladığını düşünün.

Burada yaşanan durum tam olarak bu. Keşke sadece tutuklama olsaydı… Birçok vakada, tutuklamaların ardından hapishanelerde ağır işkenceler ve hatta bu sistematik işkenceler sonucunda ölümler geliyor.

Bilmenizi istediğim bir şey daha var ki o da Filistin Yönetimi ve Başkan Mahmud Abbas’ın bizi, yani Filistin halkını temsil etmediğidir. Otoriteyi reddediyoruz, Abbas’ı ve tüm bakanlarını reddediyoruz. Siyonist işgalcilerle Filistin Yönetimi arasındaki güvenlik koordinasyonu anlaşmasını duydunuz mu, bilmiyorum. Yıllar önce Filistin Yönetimi, güvenlik bağlamında işgalci devlete hizmet edeceği bir anlaşma imzaladı. Buna göre, Siyonist işgale karşı bir şekilde mücadele eden Filistinli genç aktivistleri işgal tutuklayamıyor, Filistin Yönetimi peşlerine düşüyor, tutukluyor ve işgale teslim ediyor, sonra da kimse o gencin akıbetini öğrenemiyor. Bunlar ne bizi ne de başka bir Filistinliyi temsil ediyor. Bunlar Filistin sokaklarında halk tarafından tamamen reddediliyorlar ama ne yazık ki Birleşmiş Milletler tarafından resmi ve uluslararası olarak tanınıyorlar ve ABD tarafından destekleniyorlar.

BRRN: Geçtiğimiz hafta -kişisel olarak- sizin için nasıl geçti?

Mesele bir ya da iki haftalık mesele değil kardeşim. Bütün bir yıl boyunca bireysel ve toplumsal özgürlüklerden yoksun bırakılarak baskı altında yaşıyoruz. Evet, geçen hafta önceki aylara göre çok daha fazla acı haber ve trajedi vardı. Filistin topraklarında çok sayıda akraba ve dostumuzun ölüm haberini aldık. Bu durum çok acı verici. Batı Şeria’da ve Gazze’de çok sayıda dostumuz var.

Gazze’deki Filistinli nüfus şu anda büyük tehdit altında yaşıyor. Üç dört günden fazla bir süredir [İsrail işgal güçleri] Gazze Şeridi’nde yine elektrik ve suyu kestiler. Elektrik kesildiğinde başta hastaneler olmak üzere pek çok sosyal hizmet duruyor. Gazze halkı günün her saati bombalanmaya devam ediyor. Gece yarısı bile bu küçük bölgeyi bombalıyorlar. İsrail bu bölgeyi tamamen abluka altına almış durumda. İnsanlar onlardan kaçamıyor bile. İşgal, insani yardımın Gazze’ye ulaşmasını engelliyor. İşgal gıdayı yasaklıyor, suyu yasaklıyor, ilacı yasaklıyor ve diğer her şeyi yasaklıyor. Gazze her yönden ve her yerinden bombalanan küçük bir zindana dönüştü. Bir annenin bebeğini yaralı ve kanlar içinde gördüğünü, ancak elektrik kesintisi nedeniyle hizmet veren bir hastane bulamadığını düşünün. Bu annenin duygularını nasıl tarif edebilirsiniz?

Kardeşim, burada olanları anlatmaya kelimeler yetmez. Bu bölge işgal ve Siyonizm’in varlığıyla cehenneme döndü.

BRRN: Sizce Filistin’deki hangi hareketler Filistinlilerin geleceği için en büyük
umudu taşıyor ve neden? Örneğin Nablus’taki Aslan İni (Lion’s Den of Nablus) ya da farklı işçi mücadeleleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Özgürleşme ihtimaline inanan ve Filistin’deki diğer hareketler ve eğilimlerle birlik oluşturmak için çalışan gençlik hareketlerine ihtiyacımız var. Deneyimler, tek bir hareketin Filistin’in özgürleşmesini sağlayacak büyük bir başarıyı tek başına gerçekleştiremeyeceğini kanıtlamıştır. Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, din değiştirenler, anarşistler ve Filistin arenasında var olan diğer fikir sahipleri, hepimiz birbirimizle ilişki içinde olmalıyız. Peşinde olduğumuz şey bu: Herkesi tek bir pankart arkasında ve tek bir amaçla bir araya getirmek; Siyonizm’le mücadele ederek Filistin’i kurtarmak ve özgürlüğümüzü yeniden inşa etmek.

Elbette Filistin arenasında Aslan İni de dahil olmak üzere pek çok hareket var. Ancak Aslan İni tek hareket değil. Emek mücadeleleri de dahil olmak üzere, tüm enerjileriyle mücadele eden başka birçok eğilim ve hareket var, ancak sıkı güvenlik koşulları ve işgalin yanı sıra hain Filistin Yönetimi tarafından uygulanan sistematik baskı politikaları nedeniyle, kamuoyunda belirgin ve kayda değer bir şekilde görülmüyorlar. Çünkü her zaman dikkatli ve temkinli olmamız gerekiyor. Bu nedenle sizinle sesli ya da görüntülü bir röportaj yapamadım.

BRRN: 2021 yılında Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinliler ve hatta İsrail vatandaşı olanlar, Şeyh Cerrah’taki Filistinli ailelerin tahliyesine tepki olarak genel greve katıldılar. Bu dönemde iş bırakma eylemleri ve genel grevlerin rolünü nasıl görüyorsunuz?

İsrail’de genel grev aşamasını geçtiğimizi düşünüyorum. Elbette grevlerin önemini ve etkililiğini yadsımak istemiyorum, ancak Filistin’deki durum ve deneyimler tek çözümün apartheid rejimine karşı mücadele ve hatta silahlı mücadele olduğunu kanıtladı.

İşgal her türlü suçu işlemekten, adaletsizliği ya da zulmü uygulamaktan çekinmiyor. Bir mesleğiniz veya dükkanınız olsa ve greve gitseniz bile sonuç; dükkanınızı çalmaları ve başka bir Siyoniste vermeleri veya sizi işinizden kovmaları ve böylece başka bir Siyonistin işi alması olacaktır. Hem de kolaylıkla!

Buradaki koşullar ABD’de senin yaşayabileceklerinden tamamen farklı kardeşim.

BRRN: Bir kısım anarşist ve sosyalistin yaptığı gibi, işçi sınıfından çok sayıda
İsraillinin siyonizmi tamamen reddedeceğine inanıyor musunuz, yoksa yerleşimci sömürgeciliğine olan bağlılıklarının aşılamayacak kadar güçlü olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Filistin topraklarında bulunan Siyonistler buraya, bu toprakların kendi toprakları olduğu ve Yahudi halkının seçilmiş halk olduğu ideolojik ilkesine dayanarak geldiler. Elbette bu ilkeye inanan ve bu ideolojiyi benimseyen herkes kolay kolay Siyonizmden vazgeçemez, başkalarının özgürlüğünü ve insanlar arasındaki eşitlik ilkesini tanıyamaz.

Ancak biz Siyonizm ile Yahudilik arasındaki farka dikkat çekiyoruz. İbranice konuşan ve Tevrat’a inanan Yahudi arkadaşlarımız var, ancak Siyonizme inanmıyorlar ve hatta işgalci varlığa karşı faaliyetlerimizde bize katılıyorlar. Bu nedenle, evet, bu insanların sayısının artacağını ve özellikle işçi sınıfından pek çoğunun Yahudilikle hiçbir bağlantısı olmayan bu ırkçı ideolojik ilkeyi terk edeceğini umuyoruz. Onları kucak açarak karşılıyoruz; onlarla birlikte çalışıp barış içinde yaşayabiliriz.

BRRN: Sizce ABD’deki yoldaşların Filistin’in özgürleşmesi için yapabilecekleri en etkili dayanışma eylemleri nelerdir?

Bence yapabileceğiniz en önemli şey Filistinlilere medya desteği sağlamaktır. ABD’deki insanlara Filistin meselesini İsrail’in uydurduğu sahte anlatıya göre değil, olduğu gibi anlatabilirsiniz. Filistin’de meydana gelen haberleri ve gelişmeleri yayınlayabilirsiniz. Filistin web sitelerinde işgalci varlığın günlük suçlarına ilişkin çok sayıda video ve resim var. Ayrıca bu haberleri @fauda_palestine Instagram hesabımızda ve @fauda_ps Telegram kanalımızda yayınlıyoruz. Bu haberleri dilinize çevirebilir ve gerçekleri ABD’deki kardeşlerimize ulaştırabilirsiniz. Resmi medyayı, Amerikan ve İsrail kanallarını haber aldığınız ve olayları takip ettiğiniz tek kaynak haline getirmeyin. Filistin medyasını da takip edin. Filistin medyası çok ciddi bir medya karartmasıyla karşı karşıya. Bu karartmayı kırmaya ve Filistin arenasındaki bazı güncel gerçeklere ulaşmaya çalışın.

Çeviri: Barikat Haber / Mercan Doğan

The post İşgale Karşı Ön Cepheden Sesler: Filistinli Anarşistlerle Söyleşi appeared first on Barikat Haber.

]]>
Haaretz Yazarı Gideon Levy: “Tüm bunların arkasında İsrail kibri yatıyor” https://barikathaber.org/2023/10/haaretz-yazari-gideon-levy-tum-bunlarin-arkasinda-israil-kibri-yatiyor/ Wed, 11 Oct 2023 14:26:12 +0000 https://barikathaber.org/?p=63489 İsrail devletinin Filistin topraklarındaki işgal politikalarına dair, Haaretz’de makaleler yazan Gideon Levy, 7 Ekim’den bu yana yaşananların, İsrail’in Filistin üzerinde yıllardır sürdürdüğü baskıların bedelinin olmayacağı düşüncesinin bir sonucu olduğunu vurguladı. Yazısındabu düşüncelerini “…Tüm bunların arkasında İsrail kibri yatıyor; istediğimizi yapabileceğimiz, bunun bedelini asla ödemeyeceğimiz ve cezalandırılmayacağımız düşüncesi. Rahatsız edilmeden devam edeceğiz. Tutuklayacak, öldürecek, taciz edecek,...

The post Haaretz Yazarı Gideon Levy: “Tüm bunların arkasında İsrail kibri yatıyor” appeared first on Barikat Haber.

]]>
İsrail devletinin Filistin topraklarındaki işgal politikalarına dair, Haaretz’de makaleler yazan Gideon Levy, 7 Ekim’den bu yana yaşananların, İsrail’in Filistin üzerinde yıllardır sürdürdüğü baskıların bedelinin olmayacağı düşüncesinin bir sonucu olduğunu vurguladı.

Yazısındabu düşüncelerini “…Tüm bunların arkasında İsrail kibri yatıyor; istediğimizi yapabileceğimiz, bunun bedelini asla ödemeyeceğimiz ve cezalandırılmayacağımız düşüncesi. Rahatsız edilmeden devam edeceğiz. Tutuklayacak, öldürecek, taciz edecek, mülksüzleştirecek ve pogromlarıyla meşgul olan yerleşimcileri koruyacağız.…” şeklinde ifade eden Levy, bunların devamında ırkçı/şeriatçı apartheid rejiminin işgal ettiği Filistin topraklarında Yahudilere ibadet özgürlüğü sağladığını şöyle belirtti:

“…Filistin topraklarında Yusuf’un Mezarı’nı, Othniel’in Mezarı’nı ve Yeşu’nun Sunağı’nı ve tabii ki Tapınak Tepesi’ni ziyaret edeceğiz; sadece Sukot’ta 5 binden fazla Yahudi ziyaret etmiş...”

…Birkaç yüz kişi, acımasız bir bedel ödemeden 2 milyon insanı sonsuza kadar hapsetmenin imkansız olduğunu kanıtladı….” sözleriyle Filistin direnişinin İsrail kibrini yerle bir ettiğini ifade eden Gideon Levy, “...Şimdi İsrailli kurbanlar için acı acı ağlamalıyız ama aynı zamanda Gazze için de ağlamalıyız…” sözleriyle de İslamcı milisler tarafından katledilen -savaşta taraf olmayan- İsraillileri işaret etti ve yaşananlarda Başbakan Benyamin Netanyahu’nun sorumluluğunu hatırlattı. Gideon Levy’nin yazısının kalan kısmı şöyle:

Masum insanlara ateş açacağız, insanların gözlerini çıkaracağız ve yüzlerini parçalayacağız, kovacağız, el koyacağız, soyacağız, insanları yataklarından kaldıracağız, etnik temizlik yapacağız ve tabii ki Gazze Şeridi’ne yönelik inanılmaz kuşatmayı sürdüreceğiz ve her şey yoluna girecek.

Gazze’nin etrafına korkunç bir engel inşa edeceğiz -sadece yer altı duvarı 3 milyar şekele (765 milyon dolar) mal oldu- ve güvende olacağız. Ordunun 8 bin 200 siber istihbarat biriminin dahilerine ve her şeyi bilen Shin Bet güvenlik servisi ajanlarına güveneceğiz. Bizi zamanında uyaracaklar.

Sadece aşırı sağcı Milletvekili Zvi Sukkot ve yerleşimcileri korumak için ordunun yarısını Gazze sınırından Batı Şeria’daki Hawara sınırına nakledeceğiz. Ve hem Hawara’da hem de Gazze’ye açılan Erez Sınır Kapısı’nda her şey yoluna girecek.

Motivasyon yüksek olduğunda dünyanın en sofistike ve pahalı engelinin bile dumanlı eski bir buldozerle aşılabileceği ortaya çıktı. Bu kibirli bariyer, milyarlarca dolar akıtılmasına, tüm ünlü uzmanlara ve şişko müteahhitlere rağmen bisiklet ve mopedlerle aşılabiliyor.

Gazze’deki Filistinliler bir anlık özgürlük için her türlü bedeli ödemeye hazır. İsrail dersini alacak mı? Hayır.

Gazze’yi bastırmaya, on binlerce İsrail’de çalışma izni şeklinde birkaç kırıntı dağıtmaya -her zaman iyi hal şartına bağlı olarak- ve onları hâlâ hapiste tutmaya devam edeceğimizi düşündük. Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri ile barış yapacaktık ve pek çok İsraillinin istediği gibi, tamamen silinene kadar Filistinliler unutulacaktı.

Çoğu siyasi tutuklu olan binlerce Filistinli mahkumu bazen yargılanmadan tutmaya devam edeceğiz. Ve onlarca yıldır hapiste olsalar bile serbest bırakılmalarını tartışmayı kabul etmeyeceğiz.

Onlara mahkumlarının ancak güç kullanarak özgürlüğe kavuşabileceklerini söyleyeceğiz. Tüm bunlarla uğraşmak istemediğimiz için diplomatik bir çözüm girişimini küstahça reddetmeyi sürdüreceğimizi ve her şeyin sonsuza kadar bu şekilde devam edeceğini düşündük.

Bunun böyle olmadığı bir kez daha kanıtlandı. Birkaç yüz silahlı Filistinli bariyeri aştı ve hiçbir İsraillinin hayal bile edemeyeceği bir şekilde İsrail’i işgal etti. Birkaç yüz kişi, acımasız bir bedel ödemeden 2 milyon insanı sonsuza kadar hapsetmenin imkansız olduğunu kanıtladı.

Cumartesi günü, dumanlı eski Filistin buldozeri dünyanın en akıllı bariyerini delip geçerken, İsrail’in kibrini ve rehavetini de parçaladı. Ve aynı zamanda Gazze’ye ara sıra intihar uçaklarıyla saldırmanın -ve onları dünyanın yarısına satmanın- güvenliği sağlamak için yeterli olduğu fikrini de bu şekilde parçaladı.

Cumartesi günü İsrail daha önce hiç görmediği görüntüler gördü. Şehirlerinde devriye gezen Filistin araçları, Gazze kapılarından giren bisiklet sürücüleri. Bu fotoğraflar kibri yerle bir ediyor. Gazze’deki Filistinliler bir anlık özgürlük için her türlü bedeli ödemeye hazır olduklarına karar verdiler. Bunda bir umut var mı? Hayır. İsrail dersini alacak mı? Hayır.

Cumartesi günü Gazze’deki tüm mahalleleri yok etmekten, Şeridi işgal etmekten ve Gazze’yi “Daha önce hiç cezalandırılmadığı şekilde” cezalandırmaktan bahsediyorlardı. Ancak İsrail 1948’den bu yana Gazze’yi cezalandırmaktan bir an bile vazgeçmedi.

75 yıllık istismarın ardından, bir kez daha mümkün olan en kötü senaryo onu bekliyor. “Gazze’yi dümdüz etme” tehditleri tek bir şeyi kanıtlıyor: Hiçbir şey öğrenmemişiz. İsrail bir kez daha ağır bir bedel ödüyor olsa da kibir burada kalmaya devam edecek.

Başbakan Benyamin Netanyahu yaşananlardan çok büyük bir sorumluluk taşıyor ve bedelini ödemek zorunda ama bu onunla başlamadı ve o gittikten sonra da bitmeyecek. Şimdi İsrailli kurbanlar için acı acı ağlamalıyız ama aynı zamanda Gazze için de ağlamalıyız.

Sakinlerinin çoğu İsrail tarafından yaratılmış mülteciler olan Gazze için… Tek bir gün bile özgürlüğü tatmamış olan Gazze için…

The post Haaretz Yazarı Gideon Levy: “Tüm bunların arkasında İsrail kibri yatıyor” appeared first on Barikat Haber.

]]>
Liberter Komünist Birlik: “İşgal, Sömürgeleştirme ve Apartheid Son Bulmadan Barış Olmaz” https://barikathaber.org/2023/10/liberter-komunist-birlik-isgal-somurgelestirme-ve-apartheid-son-bulmadan-baris-olmaz/ Tue, 10 Oct 2023 18:13:04 +0000 https://barikathaber.org/?p=63442 Fransa’dan Liberter Komünist Birlik (Union Communiste Libertaire /UCL) İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına dair bir bildiri yayınladı. Bildiride İsrail’in işgal, sömürgeleştirme ve Filistin halkının açık ve derin bir ayrımcılığa uğradığı apartheid rejiminin son bulmasının barışı getirmenin tek koşulu olduğu vurgusu başlığa taşındı. 7 Ekim’de başlayan “Aksa Tufanı” saldırısının Suudi Arabistan’ın da aralarında olduğu Körfez ve Arap...

The post Liberter Komünist Birlik: “İşgal, Sömürgeleştirme ve Apartheid Son Bulmadan Barış Olmaz” appeared first on Barikat Haber.

]]>
Fransa’dan Liberter Komünist Birlik (Union Communiste Libertaire /UCL) İsrail’in Filistin’e yönelik saldırısına dair bir bildiri yayınladı. Bildiride İsrail’in işgal, sömürgeleştirme ve Filistin halkının açık ve derin bir ayrımcılığa uğradığı apartheid rejiminin son bulmasının barışı getirmenin tek koşulu olduğu vurgusu başlığa taşındı.

7 Ekim’de başlayan “Aksa Tufanı” saldırısının Suudi Arabistan’ın da aralarında olduğu Körfez ve Arap devletlerinin İsrail ile normalleşme süreçlerine ve İsrail’e destek veren ABD/AB ülkelerine bir tepki olduğunun belirtildiği bildiride, operasyonun başladığı gün ile 1973 Arap-İsrail (Yom Kippur) Savaşı’nın tarihsel benzeşmesine dikkat çekiliyor.

Bildiride ayrıca, ağır saldırı altındaki Gazze’de elektrik, su başta olmak üzere sivil alt yapı sistemlerinin de Netanyahu hükümetinin emriyle kesintiye uğratıldığı belirtilirken, bir süredir protestolar altındaki Netanyahu’nun, İsrail kamuoyunda bir miktar karşılığı olan Filistin’e yönelik güvenlik/otoriter uygulamaları yükselttiği belirtiliyor.

Liberter Komünist Birlik, Filistin’de özyönetime ve çok etnisiteye dayanan,özgürlükçü, laik ve demokratik bir federasyonun Filistin halkının kurtuluşu olduğuna dikkat çekerken, bu noktada Haziran 2020’de kaleme aldıkları “Filistin’in Özgürlüğü için Laiklik ve Demokrasi” başlıklı bildirgeyi hatırlatıyor.

İsrail ve Hamas’ın politik stratejilerinden sivillerin mağdur olduğunu belirten Liberter Komünist Birlik, bununla birlikte Filistin direnişinin “terörist” olarak tanımlanmasına da karşı çıktıklarının altını çiziyor. Bildiride ayrıca Hamas’ın Müslüman Kardeşler ve otoriter İran rejimiyle bağlantılarına dikkat çekiliyor.

Filistin’de uzun vadeli çözüm için İsrail’in apartheid ve sömürgeleştirme uygulamasının son bulmasının yanı sıra, mültecilerin geri dönüşü vurgusuna da bildiride yer veriliyor.

Hamas’ın ideolojisini paylaşmadığını ve Filistin halkının direnişini selamladığını belirten Liberter Komünist Birlik’in bildirisi şöyle sonlanıyor:

İsrail ordusu ve Hamas tarafından uygulanan ve her iki tarafta da sivil halkı ağır şekilde etkileyen şiddete son verilmesi çağrısında bulunuyoruz. Filistin halkının haklı özlemlerini özünde barındırmayan Hamas’ın ideolojisini paylaşmıyoruz. Filistin direnişini ve kurtuluş mücadelesini destekliyoruz. Bu mücadelede bazen şiddet içeren stratejiler kullanmanın gerekliliğini, siyasi çıkmazın sonuçlarını anlıyoruz. İsrail Devleti’nin silahsızlandırılması ve Filistin halkının meşru taleplerine dayalı gerçek bir çözüm arayışı çağrısında bulunuyoruz. Bunlar çatışmanın kalıcı çözümü için gerekli koşullardır.”

The post Liberter Komünist Birlik: “İşgal, Sömürgeleştirme ve Apartheid Son Bulmadan Barış Olmaz” appeared first on Barikat Haber.

]]>