Siyonizm Archives - Barikat Haber https://barikathaber.org/tag/siyonizm/ Barikat sokağı kapatır ama yolu açar. Tue, 27 Feb 2024 12:15:14 +0000 tr hourly 1 https://wordpress.org/?v=6.9 https://barikathaber.org/wp-content/uploads/2021/12/cropped-barikat-32x32.jpeg Siyonizm Archives - Barikat Haber https://barikathaber.org/tag/siyonizm/ 32 32 Aaron Bushnell’in İsrail’i Protesto Eylemine Dair – Crimethinc (Çeviri: Yeryüzü Postası) https://barikathaber.org/2024/02/aaron-bushnellin-israili-protesto-eylemine-dair-crimethinc-ceviri-yeryuzu-postasi/ Tue, 27 Feb 2024 12:15:13 +0000 https://barikathaber.org/?p=67659 Dün ABD’nin Washinton DC kentindeki İsrail elçiliği önünde, ABD ordusunda görevli bir anarşist olan 26 yaşındaki Aaron Bushnell, ‘…İsrail’in soykırımına ortak olmayacağım.’ diyerek bir protesto eylemi gerçekleştirmişti. Bushnell’in kendisini yakarak yaşamını yitirdiği protesto eylemine dair ve O’nun anısına, Crimethinc tarafından bir yazı paylaşıldı. Yazıyı Yeryüzü Postası çevirisiyle ulaştırıyoruz. ” Yöneten sınıfımızın normal olmasına karar verdiği...

The post Aaron Bushnell’in İsrail’i Protesto Eylemine Dair – Crimethinc (Çeviri: Yeryüzü Postası) appeared first on Barikat Haber.

]]>
Dün ABD’nin Washinton DC kentindeki İsrail elçiliği önünde, ABD ordusunda görevli bir anarşist olan 26 yaşındaki Aaron Bushnell, ‘…İsrail’in soykırımına ortak olmayacağım.’ diyerek bir protesto eylemi gerçekleştirmişti. Bushnell’in kendisini yakarak yaşamını yitirdiği protesto eylemine dair ve O’nun anısına, Crimethinc tarafından bir yazı paylaşıldı. Yazıyı Yeryüzü Postası çevirisiyle ulaştırıyoruz.

” Yöneten sınıfımızın normal olmasına karar verdiği şey bu”

25 Şubat Pazar günü, bir kişiden [1] Aaron Bushhell imzasıyla bir e-posta aldık.

Şöyle yazıyordu;

Bugün, Filistin halkının soykırıma uğramasını protesto etmek amacıyla aşırı bir eylem gerçekleştirmeyi planlıyorum.Aşağıdaki linkler sizi son derece rahatsız edici olacak bu etkinliğin canlı yayınına ve kaydedilmiş görüntülerine yönlendirecektir. Sizden ricam görüntülerin saklandığından ve rapor edildiğinden emin olmanızdır.

Twitch hesabına baktık. Görüntülenen kullanıcı adı “LillyAnarKitty” idi ve kullanıcı simgesi, her türlü tahakküm ve baskıya karşı bir hareket olan anarşizmin evrensel işareti olan daire içinde A idi.

Aaron videoya kendini tanıtarak başlıyor. “Benim adım Aaron Bushnell. ABD Hava Kuvvetleri’nin aktif görevdeki bir üyesiyim ve artık soykırıma ortak olmayacağım. Birazdan aşırı bir protesto eylemi gerçekleştireceğim – ama Filistin’de insanların sömürgecilerin ellerinde yaşadıklarına kıyasla bu hiç de aşırı değil. Yönetici sınıfımızın normal olduğuna karar verdiği şey bu.”

Videoda Aaron’un Washington DC’deki İsrail Büyükelçiliği’nin kapısına doğru yürüdüğü, telefonu bıraktığı, yanıcı bir sıvıyla kendini ıslattığı ve birkaç kez “Özgür Filistin” diye bağırarak kendini ateşe verdiği sırada çekime devam ettiği görülüyor. Yere yığıldıktan sonra, olayı izlemekte olan polis memurları, biri yangın söndürücü, diğeri de silahla kadraja giriyor. Aaron yerde yanarak yatarken polis memuru [2] otuz saniyeden fazla bir süre boyunca silahını Aaron’a doğrultmaya devam ediyor.

Daha sonra polis, olay yerinde patlayıcı bulunmamasına rağmen Patlayıcı Madde İmha Birimi’ni çağırdıklarını söylüyor.

Sonrasında Aaron Bushnell’in kimliğini teyit ettik. Yaklaşık dört yıl boyunca Birleşik Devletler Hava Kuvvetleri’nde görev yapmış. Yakınlarından biri Aaron’u bize ” çevremizde bir neşe kaynağı” olarak tarif etti. İnternetteki bir gönderi onu “sahip olduğu her dakikayı ve kuruşu başkalarına yardım etmek için harcayan inanılmaz nazik, kibar, şefkatli bir kişi” olarak tanımlıyor. “Aptaldır, herkesi güldürür ve karıncayı bile incitmez. Yaptığı her şeyde değerlerini yaşatan ilkeli bir anarşisttir.”

Aaron’un arkadaşları bize onun aldığı yaralar sonucunda vefat ettiğini söylediler.

Bütün öğleden sonra, diğer gazeteciler haberi verirken, bu konuda nasıl konuşmamız gerektiğini tartıştık. Bazı konular aceleci bir sosyal medya paylaşımıyla ele alınamayacak kadar karmaşıktır.

Gazze’de yaşanan trajedinin boyutu yürek parçalıyor. ABD’nin bakış açısından bakarak anlayabileceğimiz her şeyi aşıyor. Aralarında 12,000’den fazla çocuğun da bulunduğu 30,000’den fazla Filistinli öldürüldü. Tüm Gazze’deki oturulabilir binaların yarısından fazlası, hastanelerin büyük çoğunluğu ile birlikte yıkıldı. Nüfusun büyük çoğunluğu suya, yiyeceğe ya da barınağa çok az erişimi olan mülteciler olarak yaşamaktadır.

İsrail ordusu şu anda Refah’a yönelik bir kara harekâtı planlıyor ve bu da bu sayıya kat kat fazla can kaybının eklenmesine neden olacak. Kasıtlı bir soykırıma tanıklık ettiğimizi söylemek abartılı olmaz. Eldeki tüm kanıtlar, İsrail ordusunun durmaya zorlanana kadar binlerce Filistinliyi öldürmeye devam edeceğini gösteriyor. Ve bu katliam ne kadar uzun sürerse, diğer hükümetler ve gruplar İsrail hükümetinin ortaya koyduğu örneği kendilerine örnek aldıkça, gelecekte daha fazla insan hayatını kaybedecektir.

İsrail’i silahlandıran, finanse eden ve uluslararası ilişkiler alanında cezasız kalmasını sağlayan ABD hükümeti de bu trajedide eşit derecede sorumluluk taşımaktadır. İsrail’de yetkililer Gazze ile dayanışma amaçlı protesto gösterilerini etkili bir şekilde bastırmışlardır. Eğer protestolar soykırımı durdurmak için bir baskı unsuru haline gelecekse, bunu nasıl başarabileceklerini bulmak ABD’deki insanlara düşüyor.

Fakat bunun için ne yapmak gerekiyor? Ülke genelinde binlerce kişi cesur protesto eylemlerine katıldı ancak İsrail’in saldırılarını durdurmayı henüz başaramadı.

Aaron Bushnell, Gazze’de acı çeken ve ölen Filistinlilerle empati kuranlardan, böyle bir trajediyle karşı karşıya kaldığımızda sorumluluklarımızın ne olduğu sorusuyla boğuşanlardan biriydi. Bu bakımdan örnek bir kişiydi. Zulüm karşısında pasif bir şekilde durmama arzusunu saygıyla karşılıyoruz.

Bir insanın ABD’de ölmesi, tek bir Filistinlinin ölümünden daha trajik -ya da daha fazla haber değeri taşıyan- bir olay olarak görülmemelidir. Yine de kararı hakkında konuşulması gereken birçok şey var.

Aaron, ABD’deki bir İsrail diplomatik kurumunda kendini yakan ikinci kişi oldu. Bir başka eylemci de 1 Aralık 2023 tarihinde Atlanta’daki İsrail konsolosluğunda aynı şeyi yapmıştı. Onların ölümleri hakkında nasıl konuşacağımızı bilmek bizim için kolay değil.

Bazı gazeteciler kendilerini tarafsız bir şekilde bilgi yayma faaliyetiyle uğraşıyorlarmış gibi görüyorlar -sanki neyi yayacaklarını ve nasıl aktaracaklarını seçme süreci tarafsız olabilirmiş gibi. Kendi payımıza, konuştuğumuzda, eyleme geçen insanlarla, kendimiz gibi eylemliliklerinin farkında olan ve ne yapacaklarına karar verme sürecinde olan insanlarla, kalp acısı ve umutsuzlukla boğuşan insanlarla konuştuğumuzu varsayıyoruz.

İnsanlar birbirlerini hem rasyonel argümanlarla hem de eylemin bulaşıcılığı yoluyla etkilerler. Peter Kropotkin’in dediği gibi, “Cesaret, bağlılık, fedakârlık ruhu, korkaklık, boyun eğme ve panik kadar bulaşıcıdır.”

Korkaklık göstermemek gibi bir sorumluluğumuz olduğu gibi, fedakârlığı gelişigüzel teşvik etmemek gibi bir sorumluluğumuz da vardır. Risk almak konusunda dikkatsizce konuşmamalıyız, hatta kendi aldığımız riskler hakkında bile. Kendini riske atmak başka bir şeydir; sonuçlarının ne olacağını bilmeden başkalarını risk almaya davet etmek başka bir şeydir.

Ve burada bir riskten değil, tüm olasılıkların en kötüsünden bahsediyoruz.

Birinin yaşamına son verme kararını yüceltmeyelim ya da böyle kalıcı etkileri olan bir şeyi övmeyelim. Aaron’u bir şehit olarak yüceltmek ve başkalarını onu taklit etmeye teşvik etmek yerine, onun anısını onurlandırıyoruz ancak size farklı bir yol izlemenizi tavsiye ediyoruz.

” Yöneten sınıfımızın normal olmasına karar verdiği şey bu”

Aaron’un bu sözleri aklımızdan çıkmıyor.

O haklı. İnsan hayatının değersiz görüldüğü bir döneme hızla giriyoruz. Bu Gazze’de açıkça görülüyor, ancak dünyanın başka yerlerinde de bunu görebiliyoruz. Ortadoğu ve Kuzey Afrika’da yaygınlaşan savaşlarla birlikte, yeni bir soykırım çağının eşiğindeyiz. ABD’nin içinde bile kitlesel ölüm olayları rutin hale gelirken, alt sınıfın bir bölümü bağımlılık, evsizlik ve ölüme mahkum ediliyor.

Bir taktik olarak kendini yakma, açlık grevinin çıkış noktasına benzer bir mantığı ifade ediyor. Protestocu kendini bir rehine olarak görür ve ölme isteğini yetkililere baskı yapmak için kullanmaya çalışır. Bu strateji, yetkililerin ilk etapta protestocunun iyiliğini düşündüğünü varsayar. Ancak bugün, Alfredo Cospito’nun açlık grevi ile ilgili olarak yazdığımız gibi,

“ABD hükümeti yüzü kızarmadan bir milyon insanın ölümüne göz yumarken, Rus hükümetinin mahkumları açıkça top mermisi olarak kullandığı COVID-19 çağında, hükümetlerin yaşamın kutsallığına nasıl baktığı konusunda kimse yanılsamaya kapılmamalıdır. İtalya’yı yöneten yeni seçilmiş faşist politikacılar, bırakın tek bir anarşistin ölmesine izin vermeyi, bütün bir halkı ölüme mahkum etmekten bile çekinmemektedir.”

Söz konusu olayda Aaron hapisteki bir anarşist değil, ABD ordusunun aktif görevdeki bir üyesiydi. Linkedin profilinde temel eğitimden “uçuş birincisi ve sınıf birincisi” olarak mezun olduğu yazıyor. Bu ABD hükümeti açısından bir fark yaratacak mı?

Aaron’un eylemi, başka bir şey değilse bile, okyanusun bu tarafında ikincil zararlar olmaksızın denizaşırı ülkelerde bir soykırım gerçekleşemeyeceğini gösteriyor. Ne yazık ki yetkililer hiçbir zaman ABD askeri personelinin ölümlerinden özel olarak etkilenmemiştir. Sayısız ABD gazisi Irak ve Afganistan’dan döndükten sonra bağımlılık ve evsizlikle mücadele etmiştir. Gazilerin intihar oranı diğer tüm yetişkinlerden çok daha yüksektir. ABD ordusu, ABD askerlerini kalıcı beyin hasarlarına maruz bırakan silahlar kullanmaya devam ediyor.

Ordu mensuplarına, ölmeye istekli olmalarının inandıkları şeylerin hizmetine sunmaları gereken başlıca unsur olduğu öğretilir. Çoğu durumda bu düşünce tarzı kuşaktan kuşağa aktarılır. Aynı zamanda, yönetici sınıf da askerlerin ölümünü normal karşılar. Normal olanın bu olduğuna karar vermişlerdir.

Yöneticilerimizi etkileyecek olan ölmeye istekli olmak değildir. Onlar aslında bizim hayatlarımızdan korkuyorlar, ölümlerimizden değil – onlar bizim kolektif olarak farklı bir mantığa göre hareket etme, onların düzenini aktif olarak kesintiye uğratmaya dönük irademizden korkuyorlar.

Yapmaya değer pek çok şey risk içerir, ancak yaşamınıza bilerek son vermeyi seçmek, yıllarca ya da on yıllarca sürecek bir olasılığı ortadan kaldırmak, geri kalanımızın sizinle birlikte bir geleceği olmasını reddetmek anlamına gelir. Böyle bir karar ancak diğer tüm olası eylem yolları tükendiğinde uygun olabilir.

Belirsizlik, insanlar için katlanılması en zor şeylerden biridir. Bunu mümkün olduğunca çabuk bir şekilde, hatta en kötü senaryoyu önceden dayatarak çözmeye çalışma eğilimi vardır – bu ölümü seçmek anlamına gelse bile. İşlerin nasıl sonuçlanacağını bilmekte bir tür rahatlama vardır. Çoğu zaman umutsuzluk ve fedakârlık birbirine karışır ve bulanıklaşır, çözümsüz görünen trajedilerden çok basit bir kaçış sunar.

Gazze’deki dehşet karşısında kalbiniz kırıksa ve onları durdurmak için önemli bedeller ödemeye hazırsanız, sizi yoldaşlar bulmak ve birlikte planlar yapmak için elinizden gelen her şeyi yapmaya davet ediyoruz. Sömürgeciliğe ve her türlü baskıya karşı direniş dolu bir yaşamın temellerini atın. Vicdanınızın gerekli gördüğü riskleri almaya hazır olun, ancak kendinizi yok etmek için acele etmeyin. Gelecek olan her şey için size canlı olarak, aramızda ihtiyacımız var.

2011 yılında Muhammed Bouazizi’nin kendini yakması ile ilgili olarak yazdığımız gibi,

Hiçbir şey bildiklerimizden uzaklaşmak kadar korkutucu olamaz. Bunu kendini öldürmeden yapmak, kendini ateşe vermekten daha fazla cesaret gerektirebilir. Böyle bir cesareti bir aradayken bulmak daha kolaydır; birlikte yapabileceğimiz ve tek başımıza yapamayacağımız çok şey vardır. Güçlü bir toplumsal harekete katılabilseydi, belki de Bouazizi asla intihar etmezdi; ama paradoksal olarak, böyle bir şeyin mümkün olabilmesi için, her birimizin onun boşluğa attığı adıma benzer bir adım atmamız gerekir.

Kabul edelim ki şu ana kadar ABD’de gerçekleşen protesto eylemleri ABD hükümetini Gazze’deki soykırımı durdurmaya zorlamaya hizmet etmedi. Bunu neyin sağlayabileceği tartışmaya açık bir konudur. Aaron’un eylemi bizi bu soruya cevap vermeye ve ondan farklı cevaplar vermeye zorluyor.

Ölümünün yasını tutuyoruz.


[1] Aaron e-postada kendini he/him zamirleriyle tanımlamıştır.

[2] Daha sonra silahlı kişinin elçilikle bağlantılı bir güvenlik görevlisi olduğu açıklandı. Bunu bağımsız kaynaklardan teyit edemedik.

Kaynak: On Aaron Bushnell’s Action in Solidarity with Gaza

Çeviri: Yeryüzü Postası

The post Aaron Bushnell’in İsrail’i Protesto Eylemine Dair – Crimethinc (Çeviri: Yeryüzü Postası) appeared first on Barikat Haber.

]]>
İşgale Karşı Ön Cepheden Sesler: Filistinli Anarşistlerle Söyleşi https://barikathaber.org/2023/10/isgale-karsi-on-cepheden-sesler-filistinli-anarsistlerle-soylesi/ Fri, 20 Oct 2023 10:15:24 +0000 https://barikathaber.org/?p=63777 Black Rose / Rosa Negra (BRRN) – International Relations Committee (IRC) / Kara Gül – Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin Filistin’deki anarşist örgüt FAUDA ile gerçekleştirdiği röportajın çevirisini sizlerle paylaşıyoruz. İsrail’in 75 yıldır süren Filistin işgalinin bu yeni ve daha da dehşet verici aşamasında, etnik temizliğe karşı mücadele eden Filistinlilere alan açmak önemlidir. Black Rose / Rosa...

The post İşgale Karşı Ön Cepheden Sesler: Filistinli Anarşistlerle Söyleşi appeared first on Barikat Haber.

]]>
Black Rose / Rosa Negra (BRRN) – International Relations Committee (IRC) / Kara Gül – Uluslararası İlişkiler Komitesi’nin Filistin’deki anarşist örgüt FAUDA ile gerçekleştirdiği röportajın çevirisini sizlerle paylaşıyoruz.

İsrail’in 75 yıldır süren Filistin işgalinin bu yeni ve daha da dehşet verici aşamasında, etnik temizliğe karşı mücadele eden Filistinlilere alan açmak önemlidir.

Black Rose / Rosa Negra (BRRN / Kara Gül) olarak, kendisini Filistinli anarşist bir örgüt olarak tanımlayan ve Batı Şeria merkezli küçük bir grup olan Fauda’ya ulaşarak sürmekte olan mücadeleye dair görüşlerini aldık. Fauda bizim yeni tanıdığımız bir grup; röportajda ve kamuya açık kanallarında bulunabileceklerin dışında haklarında bilgi sahibi değiliz.
Fauda’nın siyaseti, stratejisi ve faaliyetleri hakkındaki sınırlı bilgimiz nedeniyle, bu röportajı yayınlamak onları tam olarak onaylamak anlamına gelmiyor. Ancak bu röportajın ABD’deki devrimciler ile Filistin’deki militan gençler arasında daha fazla bağlantı kurulmasına, birbirleri hakkında daha fazla bilgi edinmelerine ve birbirlerini anlamalarına vesile olmasını umuyoruz.

Politikalarımızdaki benzerlikler ya da farklılıklar ne olursa olsun, ABD destekli etnik temizliğin şiddetine doğrudan direnen militanların perspektiflerini dinlememiz gerektiğine inanıyoruz. Bu kısa röportajın, emperyalizm ve yerleşimci-sömürgeciliğin altını oymaya odaklanan çalışmaları güçlendirmemize katkıda bulunmasını umuyoruz.

Çeviride netlik sağlamak amacıyla yapılan düzenlemeler dışında, röportajın içeriğini değiştirmeden paylaşıyoruz. Filistinli ve Arapça konuşan dostlarımıza bu röportajın gerçekleştirilmesi ve İngilizce’ye çevrilmesi konusundaki dayanışmaları için teşekkür ederiz. Ayrıca, aşırı belirsizlik ve şiddet ortamında bile sorularımızı düşünceli bir şekilde cevaplayan Fauda temsilcisine özellikle teşekkür ederiz.

BRRN: Bize grubunuzdan bahsedebilir misiniz? Faaliyetleriniz nelerdir ve Fauda’yı FDHKC, FHKC, Hamas, El Fetih vb. gibi diğer Filistinli siyasi gruplardan ayıran nedir?

Grubumuz “Filistin Fauda Hareketi” olarak biliniyor. Filistin’in hem içinden hem dışından genç aktivist ve akademisyenlerden oluşuyor.

Amacımız çeşitli siyasi ve entelektüel fikir ya da eğilimlere sahip tüm güçleri bir araya getirmek; onları Filistin’deki haksız işgale ve ırkçı Siyonist düşünceye karşı mücadeleye odaklayabilmektir. Bu nedenle hem Yahudi inancından bazı gençlerle, bazı din değiştirenlerle, bazı Müslümanlarla, hem Hıristiyanlarla ve diğer gruplarla iyi ilişkilerimiz var.

Buradaki fikir, birçok Filistinlinin, Siyonist işgalin ırkçı ve adaletsiz eylemlerine karşı çıktıkları, ancak etrafında birleşebilecekleri tek bir hareket bulamadıklarıdır. Bu nedenle ırkçılıkla ve Siyonist apartheid rejimiyle mücadeleye odaklanmak yerine sık sık birbirlerine girdiklerini görüyoruz.

Burada, Filistinlilerin apartheid rejimiyle mücadele etmek için tüm imkân ve kabiliyetlerini birleştirmek amacıyla çeşitli taraflar arasında arabuluculuk rolü oynuyoruz.

Eğitim birimi Filistinli gençlere mücadele yöntemlerini ve anarşist düşünceyi anlatmak da dahil olmak üzere çeşitli faaliyetler gerçekleştiriyor. Yürütme birimi bazıları barışçıl bazıları da kara blok tarzında olmak üzere çeşitli eylem ve etkinlikleri koordine ediyor. Haber birimi Filistin ve Filistin halkı ile İsrail ordusu ve güvenlik güçlerinin yaptıklarına dair haberleri ve ilgili olan her şeyi paylaşıyor: Bireysel ve toplumsal özgürlüklerin ortadan kaldırılması, Filistinlilerin evlerinin yıkılması, çocukların öldürülmesi, Filistin halkına yönelik katliamlar, soykırım vb… Medya birimi Filistin tarihi, Filistin-İsrail çatışmasının tarihi ve yeni neslin geçmişine kıyasla karşılaşabileceği düşünsel farklılıklar hakkında önemli bilgilerin yayılması için çalışıyor. Çünkü burada gerçekleri çarpıtan ve onları İsrail lehine çeviren zorlu bir medya savaşıyla karşı karşıyayız. Bildiğiniz gibi İsrail’in tarihi gerçekleri çarpıtmak ve hem geçmişe hem şu anda burada yaşananlara ilişkin yanlış anlatısını yaymak için günün her saati Arapça yayın yapan kanalları var.

Filistin Fauda Hareketi’ni bu şekilde kısaca özetleyebiliriz.

BRRN: ABD’deki yoldaşların şu anda Filistin’deki durum hakkında hangi gelişmelerden haberdar olmalarını istersiniz?

Bu soruyla ilgili olarak, sadece ABD’deki değil, dünyanın dört bir yanındaki tüm kardeşlerimize, küresel medya imparatorluğunun onlara söylediklerine asla güvenmemeleri gerektiğini hatırlatmak istiyorum. Haberleri nasıl çarpıttıklarını, küresel sömürgecilik ve Siyonist işgal lehine çevirdiklerini her zaman görüyoruz.

Burada, Filistin’de eziyet çekiyoruz. Yaşamak için gerekli asgari koşullardan mahrum bırakılmanın eziyetini çekiyoruz. Bilmenizi isterim ki İsrail ordusunun sokakta yürüyen Filistinli genç bir kadın ya da erkeği tutuklamadığı -sizi temin ederim ki gerçekten- tek bir gün bile yok.

Batı Şeria’da yıllardır neredeyse her gün elektrik ve su kesintileri yaşanıyor. İsrail ordusu yıllardır bazı Filistin bölgelerini ele geçirmek ve buralarda yeni yerleşimler inşa etmek için insanları zorla yerlerinden ediyor. Geçmişte ordu bu bölgeleri boşaltmak ve Filistinlileri topraklarından etmek için tüm zorlayıcı ve şiddet içeren yöntemleri uygularken, son zamanlarda aynı hedefler için, yani zorla yerinden etmek için daha ılımlı bir politika uyguladıklarını görüyorduk. Bu ılımlı dediğimiz politika, uzun süreli elektrik ve su kesintileri, çöplerin toplanmaması ve böylece bölgenin pis kokması, yakın bölgelere kapsamlı askeri operasyonlar düzenlenmesiyle bölgedeki Filistinli nüfusa zarar verilmesi ve Siyonist işgalcilerin gerçekleştirdiği diğer insanlık dışı eylemlerden oluşuyordu. Bu, yıl boyunca Filistin’de, özellikle de Batı Şeria’da yaşananların çok ufak ve basit bir kısmıdır.

Şu anda, bu şiddetli savaşın ortasında, İsrail güvenlik güçleri Batı Şeria’da çatışmaların patlak vermesinden korktukları için çok sayıda sivili herhangi bir suçlama olmaksızın tutukladı. Ailenizle birlikte evde otururken aniden İsrail askerlerinin içeri daldığını, size ve ailenize silah doğrulttuğunu, herhangi bir suç işlemediğiniz halde sizi tutukladığını düşünün.

Burada yaşanan durum tam olarak bu. Keşke sadece tutuklama olsaydı… Birçok vakada, tutuklamaların ardından hapishanelerde ağır işkenceler ve hatta bu sistematik işkenceler sonucunda ölümler geliyor.

Bilmenizi istediğim bir şey daha var ki o da Filistin Yönetimi ve Başkan Mahmud Abbas’ın bizi, yani Filistin halkını temsil etmediğidir. Otoriteyi reddediyoruz, Abbas’ı ve tüm bakanlarını reddediyoruz. Siyonist işgalcilerle Filistin Yönetimi arasındaki güvenlik koordinasyonu anlaşmasını duydunuz mu, bilmiyorum. Yıllar önce Filistin Yönetimi, güvenlik bağlamında işgalci devlete hizmet edeceği bir anlaşma imzaladı. Buna göre, Siyonist işgale karşı bir şekilde mücadele eden Filistinli genç aktivistleri işgal tutuklayamıyor, Filistin Yönetimi peşlerine düşüyor, tutukluyor ve işgale teslim ediyor, sonra da kimse o gencin akıbetini öğrenemiyor. Bunlar ne bizi ne de başka bir Filistinliyi temsil ediyor. Bunlar Filistin sokaklarında halk tarafından tamamen reddediliyorlar ama ne yazık ki Birleşmiş Milletler tarafından resmi ve uluslararası olarak tanınıyorlar ve ABD tarafından destekleniyorlar.

BRRN: Geçtiğimiz hafta -kişisel olarak- sizin için nasıl geçti?

Mesele bir ya da iki haftalık mesele değil kardeşim. Bütün bir yıl boyunca bireysel ve toplumsal özgürlüklerden yoksun bırakılarak baskı altında yaşıyoruz. Evet, geçen hafta önceki aylara göre çok daha fazla acı haber ve trajedi vardı. Filistin topraklarında çok sayıda akraba ve dostumuzun ölüm haberini aldık. Bu durum çok acı verici. Batı Şeria’da ve Gazze’de çok sayıda dostumuz var.

Gazze’deki Filistinli nüfus şu anda büyük tehdit altında yaşıyor. Üç dört günden fazla bir süredir [İsrail işgal güçleri] Gazze Şeridi’nde yine elektrik ve suyu kestiler. Elektrik kesildiğinde başta hastaneler olmak üzere pek çok sosyal hizmet duruyor. Gazze halkı günün her saati bombalanmaya devam ediyor. Gece yarısı bile bu küçük bölgeyi bombalıyorlar. İsrail bu bölgeyi tamamen abluka altına almış durumda. İnsanlar onlardan kaçamıyor bile. İşgal, insani yardımın Gazze’ye ulaşmasını engelliyor. İşgal gıdayı yasaklıyor, suyu yasaklıyor, ilacı yasaklıyor ve diğer her şeyi yasaklıyor. Gazze her yönden ve her yerinden bombalanan küçük bir zindana dönüştü. Bir annenin bebeğini yaralı ve kanlar içinde gördüğünü, ancak elektrik kesintisi nedeniyle hizmet veren bir hastane bulamadığını düşünün. Bu annenin duygularını nasıl tarif edebilirsiniz?

Kardeşim, burada olanları anlatmaya kelimeler yetmez. Bu bölge işgal ve Siyonizm’in varlığıyla cehenneme döndü.

BRRN: Sizce Filistin’deki hangi hareketler Filistinlilerin geleceği için en büyük
umudu taşıyor ve neden? Örneğin Nablus’taki Aslan İni (Lion’s Den of Nablus) ya da farklı işçi mücadeleleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Özgürleşme ihtimaline inanan ve Filistin’deki diğer hareketler ve eğilimlerle birlik oluşturmak için çalışan gençlik hareketlerine ihtiyacımız var. Deneyimler, tek bir hareketin Filistin’in özgürleşmesini sağlayacak büyük bir başarıyı tek başına gerçekleştiremeyeceğini kanıtlamıştır. Müslümanlar, Yahudiler, Hıristiyanlar, din değiştirenler, anarşistler ve Filistin arenasında var olan diğer fikir sahipleri, hepimiz birbirimizle ilişki içinde olmalıyız. Peşinde olduğumuz şey bu: Herkesi tek bir pankart arkasında ve tek bir amaçla bir araya getirmek; Siyonizm’le mücadele ederek Filistin’i kurtarmak ve özgürlüğümüzü yeniden inşa etmek.

Elbette Filistin arenasında Aslan İni de dahil olmak üzere pek çok hareket var. Ancak Aslan İni tek hareket değil. Emek mücadeleleri de dahil olmak üzere, tüm enerjileriyle mücadele eden başka birçok eğilim ve hareket var, ancak sıkı güvenlik koşulları ve işgalin yanı sıra hain Filistin Yönetimi tarafından uygulanan sistematik baskı politikaları nedeniyle, kamuoyunda belirgin ve kayda değer bir şekilde görülmüyorlar. Çünkü her zaman dikkatli ve temkinli olmamız gerekiyor. Bu nedenle sizinle sesli ya da görüntülü bir röportaj yapamadım.

BRRN: 2021 yılında Batı Şeria ve Gazze’deki Filistinliler ve hatta İsrail vatandaşı olanlar, Şeyh Cerrah’taki Filistinli ailelerin tahliyesine tepki olarak genel greve katıldılar. Bu dönemde iş bırakma eylemleri ve genel grevlerin rolünü nasıl görüyorsunuz?

İsrail’de genel grev aşamasını geçtiğimizi düşünüyorum. Elbette grevlerin önemini ve etkililiğini yadsımak istemiyorum, ancak Filistin’deki durum ve deneyimler tek çözümün apartheid rejimine karşı mücadele ve hatta silahlı mücadele olduğunu kanıtladı.

İşgal her türlü suçu işlemekten, adaletsizliği ya da zulmü uygulamaktan çekinmiyor. Bir mesleğiniz veya dükkanınız olsa ve greve gitseniz bile sonuç; dükkanınızı çalmaları ve başka bir Siyoniste vermeleri veya sizi işinizden kovmaları ve böylece başka bir Siyonistin işi alması olacaktır. Hem de kolaylıkla!

Buradaki koşullar ABD’de senin yaşayabileceklerinden tamamen farklı kardeşim.

BRRN: Bir kısım anarşist ve sosyalistin yaptığı gibi, işçi sınıfından çok sayıda
İsraillinin siyonizmi tamamen reddedeceğine inanıyor musunuz, yoksa yerleşimci sömürgeciliğine olan bağlılıklarının aşılamayacak kadar güçlü olduğunu mu düşünüyorsunuz?

Filistin topraklarında bulunan Siyonistler buraya, bu toprakların kendi toprakları olduğu ve Yahudi halkının seçilmiş halk olduğu ideolojik ilkesine dayanarak geldiler. Elbette bu ilkeye inanan ve bu ideolojiyi benimseyen herkes kolay kolay Siyonizmden vazgeçemez, başkalarının özgürlüğünü ve insanlar arasındaki eşitlik ilkesini tanıyamaz.

Ancak biz Siyonizm ile Yahudilik arasındaki farka dikkat çekiyoruz. İbranice konuşan ve Tevrat’a inanan Yahudi arkadaşlarımız var, ancak Siyonizme inanmıyorlar ve hatta işgalci varlığa karşı faaliyetlerimizde bize katılıyorlar. Bu nedenle, evet, bu insanların sayısının artacağını ve özellikle işçi sınıfından pek çoğunun Yahudilikle hiçbir bağlantısı olmayan bu ırkçı ideolojik ilkeyi terk edeceğini umuyoruz. Onları kucak açarak karşılıyoruz; onlarla birlikte çalışıp barış içinde yaşayabiliriz.

BRRN: Sizce ABD’deki yoldaşların Filistin’in özgürleşmesi için yapabilecekleri en etkili dayanışma eylemleri nelerdir?

Bence yapabileceğiniz en önemli şey Filistinlilere medya desteği sağlamaktır. ABD’deki insanlara Filistin meselesini İsrail’in uydurduğu sahte anlatıya göre değil, olduğu gibi anlatabilirsiniz. Filistin’de meydana gelen haberleri ve gelişmeleri yayınlayabilirsiniz. Filistin web sitelerinde işgalci varlığın günlük suçlarına ilişkin çok sayıda video ve resim var. Ayrıca bu haberleri @fauda_palestine Instagram hesabımızda ve @fauda_ps Telegram kanalımızda yayınlıyoruz. Bu haberleri dilinize çevirebilir ve gerçekleri ABD’deki kardeşlerimize ulaştırabilirsiniz. Resmi medyayı, Amerikan ve İsrail kanallarını haber aldığınız ve olayları takip ettiğiniz tek kaynak haline getirmeyin. Filistin medyasını da takip edin. Filistin medyası çok ciddi bir medya karartmasıyla karşı karşıya. Bu karartmayı kırmaya ve Filistin arenasındaki bazı güncel gerçeklere ulaşmaya çalışın.

Çeviri: Barikat Haber / Mercan Doğan

The post İşgale Karşı Ön Cepheden Sesler: Filistinli Anarşistlerle Söyleşi appeared first on Barikat Haber.

]]>